İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden birisi elbette ki vicdan sahibi olmaktır.
Gözle görülüp, elle tutulmayan bu meleke hayatımızın her aşamasında yanımızdan ayrılmayan ve bizleri iyi insan olmaya iten duygu olarak yaşamımızda yerin alır.Neden bu konuyu gündeme getirdim. Yaklaşan seçimler vicdanımızla baş başa kalacağımız ve onun verdiği yönlendirmelerle hareket edeceğimiz bir olaydır.
Sadece kendimizin değil; ülkemizi ve hatta belki dünyayı etkileyecek bir seçimin arefesindeyiz.
Hiç kimseyi yönlendirme çabası içerisinde değilim.
14 Mayıs herkesin kendi vicdanıyla baş başa kalıp ve o duyguyla hareket edeceği bir gündür.
Unutmayalım ki; bundan sonraki hayatımızın nasıl şekilleneceğine ve gelecek nesilin nasıl bir dünyada yaşamasına 14 Mayıs'ta vereceğimiz oylarla katkıda bulunacağız.
"Bol keseden savuranlarla" değil "akılla hareket edenlerle" birlikte olmak ve "çağdaş dünyanın" gerçeğine uygun ülkemizin güvenliğine önem veren zararlı düşüncelerden gençliği koruyan bir yönetim diliyoruz.
Yalan ve iftiraya itibar etmeden bizi insan yapan vicdanımızla hareket etmek zorundayız.
Müreffeh bir ülkede yaşamak ve gelecek kaygısı duymamak elbette hepimizin arzusudur.
Ancak bu temennilerimizi yerine getirecek ortamı; yani "vatanda huzuru sağlamak" ve buna göre hareket etmek zorundayız.
İşte tam da burada vicdan özelliğimiz devreye giriyor.
Akılla birlikte vicdanımız bizi en doğru yönlendirecek özelliklerimizdir.
Yukarıda da söylediğim gibi bu seçimler sadece 5 yıllık yönetimi değil, geleceğimizi belirleyecek.
Bu nedenle Türk milletinin daha güçlü daha huzurlu ve daha refah içerisinde yaşamasına bir oyla dahi belirleyici olma sorumluluğunda olmalı ve bu sorumluluğun vicdani endişesini yaşamalıyız.
Umut ediyorum ki, bu güzel ülke hiçbir zorluk yaşamadan yeni bir döneme merhaba desin.
Ve millet olarak geleceğe daha ümitli bakalım.
Allah'a emanet olunuz.

