Zül´ün karşılığı; utanmak, düşkünlük verici, ayıp etmek diye kabul ediliyor.
Yakın geçmişte yaşanan ve bugün unutulmaması gereken o kadar çok hadise var ki; unutanlar için "ayıptan öte" hadiselerdir.
Mesela "eğri takkalıların" bu ilçeye "siyaseten kaybettirdiklerini" hiç bir sansüre meydan vermeden yaşayan nesle anlatılmalı, o "sahte kahramanlıklar" mutlaka beyinlere nakşedilmelidir.
Yakın tarihte yaşanan "beyin özürlü eylemler" günümüz gençliğince bilinmeli ki, o olayların bugüne uyarlanmışları tekrarlanmasın.
Örneğin "kamış dürtme" yada "Ağır Ceza" isteme olayları gibi..
Toplumsal "başkaldırı" olaylarına hiç girmeyeceğim. Çünkü öyle "pervasızca" yaşanan tahrik yüklü hadiseler yaşandı ki bu memlekette inanılmaz sayıda haksız mahkumiyetler olduğu bilinir. (Birilerinin bunu da unutturmamak için mutlaka kaleme alması gerektiğine inanıyorum)
Yenilerine meydan vermemek adına eskilerin tüm çıplaklığıyla anlatılması ve ders çıkartılması gerekiyor. Bu konuda da bilhassa yerel basına önemli görev düşmektedir. Biz yukarıda bahsettiğim konularda çalışma yapanlara sayfamızı açacağız. Gerçekten unutulmaması gereken mazinin geleceğe ışık tutacağına inanıyorum.
?Hafiza-i beşer nisyan ile malüldür? sözünün karşılığı olan ?insan hafızası unutma özrü taşır? tespitinden hareketle ?arşivler sağlam durmalı? ama durmakla kalmamalı, topluma sık sık hatırlatılmalı.
Bu memleket ne çektiyse ?etiketçilerden? çekmiştir. Kazısanız altları boş çıkacak insanlar maalesef dönem dönem getirildikleri görevlerde Bolvadin´in zaman ve efor kaybına sebep olmuşlar ?gudde gudde? konuşmaktan başka hiçbir işe yaramamışlardır.
Eskişehir´de ?hamama girip? Bolvadin´e gelince ?Ankara´yı fethettik? muhabbeti yapanların taşıdıkları vebali düşünmeye tahayyülümüz bile yetmez.
?Askeriye istemeyiz? çığırtkanlığı ile ekonomik gelişmenin önünü tıkayanlar da, ?tren istasyonunu ret edenler de? aynı vebali taşımıyorlar mı ?
O dönemde yapılması çok zor olmasına rağmen fakülte girişimlerini ?ne yapacağız fakülteyi, 2 yıllık yeter. Acemi birliği gibi gelsin, gitsinler? diyerek engelleyenlerin de aynı sorumluluğu taşıdığı bir gerçek değil midir?
Her türlü yeniliğe kayıtsız, şartsız ?istemezük? diye karşı çıkanlar maalesef bu geri kalmışlığımızın başlıca müsebbidir.
Talep ve teşebbüslerin hala daha ?Bakanlığın önünde yatarak? elde edilebileceğini düşünen ve iddia edenlerin kırıntıları henüz bile içimizde yaşamaktadır.
Geçmişten ders çıkarmayan ve yanlışları tartışmayan toplumların geleceği de geçmişleri aynı olacaktır. O nedenle unutmaz Zül´dür diyorum. Gafletin devamıdır diyorum.
İmaret hamamını yıkarken hiç zorlanmayan toplum, şimdi aynısını yapmak için imkanlarını zorluyor desem, ne anlatmak istediğimi zaten anlarsınız.
Kayıplarımıza yenileri eklenmeden, dersimize iyi çalışmalıyız. Bilhassa Sivil Toplum Kuruluşları ve siyasetçiler bu konuda çok daha dikkatli olmalı.
Tartışmadan ve ?doğruyu aramaktan? ürkmememiz gerekiyor. ?Ayıp olur? , ?aman üstünü örtelim? gibi sözler sadece zararın sürmesini sağlayacaktır.
Allah´a emanet olunuz.

