Yani durgun, yani sessiz, yani bilindik şekilde...
Oysa eskiden ne ticaret bu kadar durağandı, ne siyaset...
Birileri yüksek paralarla oynarken, yılların esnafları ise yükselen kiralardan şikayetçi bir hayat sürüyor. Birileri kaynaksız, hesapsız har vurup, harman savururken ücretliler pazarda, markette en düşük fiyatlı ürünü alabilmek için çabalıyor.
Ve siyaset gariptir ki; çözüm yerine, koltuk savaşı veriyor. Oysa koltuk mücadelesi verildiği kadar ekonomik zorluklarla ile savaşılsaydı bu durum söz konusu bile olmayacaktı.
Bakınız sık sık haber yaptığımız için bize kızanlar var. Oysa kızacaklarına komşu ilçelerde neler yapılıyor bir baksalar ve örnek alsalar çok daha faydalı olacaklarından eminim.
Biz güçlü bir Bolvadini bu durağınla, bu teşkilat içi çekişmelerle kuramayız. Sırf birkaç kişiyi ekarte etmek için yapılan istifa oyunları ile de bir yere varamayız.
Biz güçlü bir Bolvadin kurmak istiyorsak koltukçu değil, memleketçi olmak zorundayız. Bir araya gelmeli ve iktidardan aldığımız gücü değil; halkımızdan aldığımız gücü kullanmalıyız. "Ben iktidarım istediğimi yaparım" değil, "ben Bolvadinliyim Bolvadinlinin istediğini yaparım" ilkesinden hareket etmeliyiz.
Bolvadin gençleri maalesef "geleceği dışarıda" arıyor. Bolvadin'de kadınların işlettiği 'bükme börek dükkanlarının" sayısındaki artış ekonomik arayışın belgesidir.
İcra dosyalarındaki artış, araba sayısının artışından çok çok üstündedir. (Araç sayısı ekonomik rahatlık olarak gösterildiği için bunu özellikle yazdım)
İstihdam sorunu yaşayan Bolvadin ve bu sorunun sonucunda göç veren Bolvadin artık beklenen sıçramayı yapmalıdır.
"Kadimkent demek" kolaydır, kadimkent olmanın gereğini yapmak" zordur.
Çevre ilçelerdeki ekonomik hareketlilik nereden kaynak buluyorsa Bolvadin'de aynı kaynaklardan beslenerek çıkış bulmalıdır.
"Komşularımızın siyasi açıdan bizden çok daha başarılı olduğunu" görmek zor değil. Gençlik merkezini, kapalı spor salonlarını, toplu konut etaplarını ve hatta hastane binaları yenilenmesini gördüğünüzde zaten bu gerçeği kabul ediyorsunuz.
Peki biz ne yapıyoruz? Yine her zaman olduğu gibi geriden geliyoruz.
Sivil toplum kuruluşlarının siyasi ve içtimayı hayatımıza en ufak katkılarının (proje anlamında) olmaması da bu ekonomik çöküşün nedenlerinden birisidir.
Bolvadin ekonomisi maalesef düşük maaşlı emeklinin ve ücretlinin ay başında aldığı maaşlarla dönmekte.
Bereket, futboldaki başarılarla biraz yüzümüz gülüyor. Kulüplerimizin son günlerde aldığı sonuçlar oyalanmamıza vesile oluyor. O nedenle tribünlerde yerimizi alıp, bu zor günlerde yüzümüzü güldüren takımlarımızı yalnız bırakmayalım.
Allah'a emanet olunuz.


