Tuttuğunu koparmak, talep ettiğini elde etmek ve amacına ulaşmak için siyaset bir araç; ısrarcı olmak da siyasetin vazgeçilmez kuralıdır.
Maalesef günümüz Türkiye'sinde birkaç kez bahsedip; "ne yapayım söyledim ama olmadı" kolaycılığı hakim.
Oysa yerel siyasetçinin genel siyasetçiden beklentileri öyle çok kolay elde edilmiyor.
Çünkü genel siyaset yapanlar "yüzlerce hatta binlerce parti mensubu" ve onların ilettiği "taleplerle meşgul olmak" zorunda.
Durum böyle olunca ilçede siyaset yapanların kamuoyunun beklentilerini "yukarıya" ısrarla ve bıkmadan iletmeleri ve mutlaka sonuç alıncaya kadar vazgeçmemeleri gerekiyor.
Oysa biz son yıllarda "sıfır siyaset, sıfır başarı pozisyonları" yaşıyoruz.
Yani "siyasette heyecan yok, rekabet yok..."
Öyle olunca da siyasetçi "kolay oturduğu koltukta" keyif sürüyor.
Parti kongrelerinde "tek aday, tek liste" kuralı hakim oldu.
"Parti içi demokrasi olduğu" söylense de asla bir yarış söz konusu değil.
"Talimatla gelenler" talimatın gereği; "yukarıyı incitmeden, rahatsız etmeden" görev yapıyorlar.
Son yıllarda artık "kim seçildi" sorusu sorulmuyor.
Çünkü seçilecek aday ve listesi günler öncesinden belli.
"Memur alır gibi mülakatlar yapılınca" seçilen arkadaşlar "memur gibi görev" yapıyor.
Dedik ya yukarıyı yormamak için "ısrarlı ve talepkar" politikaların yerini; ağır başlı ve “emre amade” bir görev anlayışı alıyor.
Yanlış!.. hem de küllüyen yanlış!!!
"Atanan siyasetçinin" ne tabanda, ne de geniş kitleler önünde öyle ahım şahım bir yaptırımı yok.
"Emeksiz oturulan koltuğa" hiç kimse itibar etmiyor.
Bu görüntüyü kırmanın en güzel yolu; alttan gelen istekleri yukarıya ısrarlı bir şekilde iletmek ve olumlu sonuç almak için ne gerekiyorsa yapmaktır.
Yoksa ne "etiketin ne de koltuğun" hiçbir fonksiyonu kalmıyor.
"Teşkilatçılık", atamayla değil; ancak o "camianın içerisinde kazanılan tecrübeyle" elde edilen bir yetenektir.
Teşkilatçı değilseniz eğer, başarılı olmanız da zaten mümkün olmaz.
O nedenle bugüne kadar görev yapanların çoğunun ismi bile hatırlanmıyor.
Başarılı siyasetçi olmak için "dosya biriktirmek" değil, "dosya sonuçlandırmak" gerekir.
Allah'a emanet olunuz.

