Her şey fiziki güzellikle başlayıp orada bitmiyor. Elbette fiziken şehirlerin de güzel olması lazım.
Son yıllarda çarşı merkezinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kadim kentin çehresini biraz değiştirmiş olsa da bu değişikliği "hayatın normal akışında" bunu hissetmek pek mümkün olmuyor.Dedik ya her şey fiziki yüklemelerle değiştirilemiyor maalesef.
Daha geniş daha detaylı çalışmalar yapmak lazım.
Şehri tamamen yenileseniz bile "anlayışı" değiştirmediğiniz müddetçe kelimenin tam anlamıyla "süsü güzel dın Efe" yaratmış olursunuz.
Demem o ki hala daha "nasıl park edileceğini" bilmeyen, bilse de uygulamayan vatandaşlarımız maalesef var.
Yayanın sürücüye, sürücünün yayaya olan saygısını idrak edemeyen "sığ beyinler" şehriniz ne kadar güzel olursa olsun inadına çirkinleşmiş bir görüntü veriyor.
Hepimiz her fırsatta dile getiririz; "Bolvadin dışarıdan gelecek sıcak paraya ihtiyacı var" diye...
Konuşuruz ama bunu gerçekleştirecek hiçbir atılımda bulunmayız.
Fiziki gelişmeyi ticari gelişme ile orantılı götürebilirsek, işte o zaman kadim kente olan vefa borcumuzu ödemiş oluruz.
Hala daha öğrenciden gelecek desteğe sıkışıp kalmışsak biz bu şehrin hakkını vermiş olamayız.
Oysa Bolvadin; hem sosyal, hem sportif, hem de ekonomik anlamda kaybettiği yılları tekrar kazanmak zorunda.
"Emekli şehri" görünümünden "dinamik şehir" görünümüne bir an önce geçmek ve hatıralarda kalan gelişmiş ilçe unvanına yeniden sahip olmak için bütün kurum ve kuruluşlar birlikte çalışmalı.
Eğitim kuruluşlarından tutun da sivil toplum kuruluşlarının hepsinin birden kadim kenti ihya etmek için ellerini taşın altına sokma zamanı geldi de geçiyor bile.
Dikkat ederseniz siyasetten pek bahsetmiyorum.
Çünkü siyasilerin kaygıları toplumun gerçek kaygılarından çok uzakta.
Biz de maalesef el ele olmaları gereken kurum ve kuruluşlar ellerini birbirinden saklamakta üstün yeteneğe sahipler.
Henüz kaybedilmiş bir şey yok.
Yani kaybettiklerinizi tekrar kazanmak için vaktimiz ve birikimimiz var.
Önemli olan itekleyici güç.
Allah’a emanet olun...


