Atalarımız ne güzel söylemiş: "görünen köy kılavuz istemez" diye...
Pazar günü yapılan seçimlerin adeta özeti bu.
Çünkü objektif gözlemleme yeteneğine sahip olmayanlar veya körü körüne particilik yapanlar haricinde herkes aşağı yukarı bu sonucu gördü.
Göremediler.
Çünkü Türkiye'de bir Recep Tayyip Erdoğan gerçeği vardı.
Farkedemediler.
Çünkü Erdoğan'ın arkasında büyük siyasetçi olduğu konusunda kimsenin şüphe etmediği Devlet Bahçeli vardı.
Bilemediler.
Çünkü AK parti kadınları ile gençleriyle tüm performanslarını sergileyerek liderleri için ellerinden geleni fazlasını yaptılar.
Ama muhalefettekiler bunu bile bilemedi.
Hissedemediler.
Çünkü Türk milletinin vatanın bölünmez bütünlüğü konusunda hassasiyeti her şeyin üstünde gelirdi.
Önemsemediler.
Oysa bu ülkenin başına 40 yıldır bela olan terörün yeniden canlanması ihtimaline karşı vatandaşlar müthiş bir refleks ortaya koydu.
Öngörüler yoktu.
O derece siyasi analizden yoksundular ki küçücük partilere büyük önem vererek seçimi kazanacaklarını sandılar.
O küçük partiler şimdi parlamento aritmetiğinde olduğundan daha büyük hale geldi.
Terazileri bozuktu.
"Millete ekonomi mi önemli Türkiye'nin bölünmesi mi?" diye sorulduğunda Türk milletinin elbette bölünmez bütünlüğü tercih edeceğini tartamayacak kadar teraziler kötüydü.
Sonuç olarak kimsenin korktuğu olmadı.
Yani sandık güvenliği ve seçim sonrasında yaşanabilecek tehlikeli olaylara devletimiz müsaade etmedi ve her türlü tedbiri aldı.
Önümüzde bir seçim daha var.
2 haftalık sürecin neler getireceğini hep birlikte göreceğiz.
Umudumuz ve temennimiz odur ki yine tertemiz bir kampanya ve tertemiz bir seçim olsun.
Erken konuşmak istemiyorum ama bence 28 Mayıs"ın sonucu şimdiden belli.
Hayırlı, uğurlu olsun.
Allah'a emanet olunuz.

