Millet olarak önce ´özgüvenimizi´ sonra da ´birbirimize güvenimizi´ maalef zaafa uğrattık.
Yaşanan badirelerin ve üst üste gelen sorunların elbette bunda büyük payı bulunmaktadır. Ancak ´güven´ duygusunu tekrar kazanmadığımız durumda aynı sorunları artarak yaşayacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Toplumu ayakta tutan, moral ve güç veren en önemli olgulardan birisidir; güven...
Hani bir söz vardır bugünlerde unuttuğumuz; "itimat esas, şüphe istisna olmalıdır" diye...
Bizim bugünlerde ihtiyacımız olan acil reçete işte bu sözde gizli.
Herkes birbirine kuşkuyla bakar ve her gelişmenin arkasında ´art niyet´ ararsa, kusura bakmayın ama bir adım bile ilerlememiz mümkün değildir.
Müşteri esnafa, esnaf müşteriye güvenmiyorsa, öğretmen- öğrenci ilişkisinde itimat ortadan kalkmışsa, siyasetçi ile seçmen arasında tam bir ´fırsat kollama´ durumu hakim olmuşsa bugünkü durumumuza bile şükretmek gerekir.
´Bit yeniği´ arama huyumuzu bir kenara atmadan, sorunlarımızı çözmenin ve karşılıklı ilişkileri düzeltmenin mümkün olmadığını artık anlamak zorundayız.
Güzel bir atasözü vardır. "Yorgun öküz kağnıyı devirir" diye.
Alışkanlıklarını bırakmayacak kadar yorgun olanlar artık istirahate çekilmeli ve dinamik, sağlıklı dimağlara fırsat verilmelidir.
Siyasette ve bürokraside ve hatta sivil toplum kuruluşlarında yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. En çokta Bolvadin´de...
´Statükocu, vizyonsuz" yönetimler yerini "araştırmacı, teknolojiye açık ve çağdaş" gençlere bırakarak, bu memleketin önünü açmalıdır.
Gerçi üzerine alması gerekenler ´pişkinlikle´ başkalarına yönlendirme gayreti göstereceklerdir, ama olsun biz bir kez daha yazalım istedik.
Allah´a emanet olunuz...

