Elbette “döviz kuru ile maaş almıyoruz” ama dövizdeki artış hayatımızın her anını olumsuz olarak etkilemekte.Her ne kadar “ekonomi iyiye gidiyor” dense de bunun Bolvadin’deki yansımalarını göremiyoruz.Bolvadin’de bilhassa esnaf kesimi yıllardır “soluk alamayacak” derecede mağdur, perişan ve ihtiyaçlı.Çiftçi, memur tamam. Ama esnafın halini arayan, soran yok. Bolvadin zaten “kendi yağıyla kavrulan bir ilçe” konumunda. Ne dışarıdan girdi var, ne de doğru dürüst dışarıya gönderilen “yüklü imal malımız” var.
Bu nedenle “biz, bize yeteriz” felsefesi bir tür “teslimiyet olarak” hüküm sürmekte.
En büyük ekonomik dinamiğimiz olan Yüksek Okulun da salgın nedeniyle kapalı olması çarşıdaki hareketliliği dolayısıyla ticaretteki canlılığı da etkiledi. Moralsiz esnafa heyecan verecek hiçbir gelişmenin yaşanmıyor olması, ümitsizliği de adeta körüklüyor.
Kimseyi suçlamamız mümkün değil. Ama buna “kaderimiz” deyip, kabullenmekte hata olur. Bolvadin’in en büyük hatası bence “verdiği oyun karşılığını talep etmemesidir”. Başka yerleşim merkezleri “particilikten” ziyade “memleketçilik” yaparken, biz tersini yapıyor ve dolayısıyla beklentilerimiz boşa çıkıyor.
Sadece bu dönemi, yani bu hükümeti kastetmiyorum. Bu oldum olası bu şekilde sürüp, gitmekte.
Yani “memleket çıkarları” adeta “radikal particiliğe” kurban edilmekte.
Gazetemizdeki haberden de anlaşılacağı gibi TOKİ pek çok yerde ikinci, üçüncü etap konutları yaparken Bolvadin talepte bile bulunmuyor. Geçen hafta Organize Sanayinin içler acısı durumunu sayfamıza taşıdık. Koltuk kavgasından karambole gitti.
Size çok yakın bir örnek vereyim. Sosyal medyaya yansıdığı için bilgisi olan okurlarımız olabilir. Geçen yıllarda Kahramanmaraş’a “hızlı tren” sözü verildiği halde, projede olmadığını öğrenenler sosyal medyayı adeta salladılar.
Bolvadin’e bu söz yaklaşık 15 yıl önce verildi. Soruyorum: Gık’ımız çıktı mı?
Atalarımız ne güzel söylemiş : “Ağlamayan çocuğa meme vermezler”. Yani isteyeceksin, sadece istemekle kalmayıp, takipçi ve ısrarcı olacaksın.
Bolvadin, çevre ilçelerde “siyaset kurnazı” olarak bilinir. Derler ki “Bolvadin ne isterse alır” oysa aldığımız tek şey:hava.
Bütün siyasilerin iyi niyetli olduğunu biliyoruz. Görev yapmak için oralara geldiklerini de kabul ediyoruz. Hatta gece gündüz çalışarak, fedakarlık yaptıklarına da şahidiz.
Ama dedik ya yeterli olmuyor. Koparmak lazım.
Siyasetten ziyade dayanışma lazım.Tayin, atama işleri ile kaybedilen zaman bizlere çok şeye mal olmakta. Bunun bilincinde olmak lazım.
Allah’a emanet olunuz.

