Pek çok konuda eğitimin şart olduğunu biliyoruz da bu ihtiyaç ´cemiyet hayatında´ çok daha öne çıkıyor.
´Beşeri münasebetlerde´ huzurlu bir ortamı temin için mutlaka saygı gerekiyor.
Bahsettiğimiz eğitim, ´resmi eğitim´ değildir. Tamamen aileden başlayarak, cemiyetin her kesimine uzanan eğitimi kast ediyorum.
Dedikodu ile başlayıp, iftiraya kadar varan kirlenmişliğin önüne geçmek, kültür eğitimi ile başarılır.
Bireyler arasında saygı ve sevgi, ikaz ve tavsiyeler de toplum hayatındaki eğitimin bir parçasıdır.
Hayatta çeşitli yarışlar vardır. Mesela sivil toplum kuruluşlarının içerisinde de görev yarışı yapılır. Kazanmak veya kaybetmek bu yarışların doğasında vardır.
Kaybeden "tahammülü,´ kazanan ise karşı tarafa ´saygı duymayı´ bilemiyorum ise ´eğitimsizlikten öte´, amiyane tabirle ´ahlaksızlık´ yapıyor demektir.
Kişiler veya gruplar arasına fitne sokmak ´ahlak cücelerinin´ işidir. Ve bu cüceler çoğunlukla kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşerler.
Biz kazanan ve kaybeden grubun hangisinde olursak ´hazımlı ve tahammül sahibi´ olmayı beceremez isek o cücelerden pek bir farkımız kalmaz.
Önce saygı ve sevgi çerçevesinde eğitim, sonra müreffeh bir toplum diyorum.
Allah´a emanet olunuz.

