Fikrinizle, zikriniz birbirini tutuyorsa ve hiç kimse sizi daha önce şöyle söylemiştin diye eleştiremiyorsa hangi camiada olursanız olun dik duruyorsunuz anlamına gelir.
Kıvırma, yamulma gibi insani olmayan meziyetleri üzerlerinde taşıyanlar yüzlerine gülünse bile her yerde en üst seviyede eleştirilirler.
Siyasette de durum değişik değildir.
Konumunuzu, statünüzü öne sürüp, zikzaklarına açıklama getirmeye çalışanların toplum nezdinde inandırıcılıkları olmadı, olamaz da?
Türk milleti dava adamını sever. Dik duruyorsa dava adamıdır, o yüzden çok sever.
Rahmetli Başbuğ Türkeş´te, rahmetli Erbakan Hocada dik durdukları için bugün hala övgüyle, sitayişle anılmaktadırlar.
Dikkat buyurun, dik durmak derken körü körüne inattan, saplantılı olmaktan, fanatik olmaktan bahsetmiyorum.
Savunduğu fikrin arkasında durmaktan, dün iyi dediğine bugün yine iyi diyebilmekten, gördüğü yanlışı kim olursa olsun eleştirebilmekten bahsediyorum.
Fikir insanı olmak, dava adamı olmak ülke çıkarları için inandığın insanla birlikte hareket edebilmek anlamına da gelir.
Zaman içerisinde gördüğünüz yanlışlardan dolayı görüş değiştirebilirsiniz veya inandığınız insanın yanlış yapmakta ısrar etmesi nedeniyle karşı da çıkabilirsiniz. Bunlar insani tavırlardır ve anlaşılabilir. Açıklanabilir olaylardır.
Şimdi yıllarca iyi dediğiniz birisine hakarete varan sözler söylerseniz artık size kimsenin güveni de kalmaz, itimatı da.
Her zaman söylüyorum. İnsan hayatındaki en önemli duygulardan birisi vefa duygusudur.
Vefasız insanın en yakınındaki hançerlemesi her an beklenebilir. O yüzden fikir adamı, dava adamı olmanın en önemli şartlarından birisi de vefalı olmaktır.
Allah hepimizi vefasız dostlardan korusun.
Allah´a emanet olunuz.

