Herkesin birbirini tanıdığı birbirine aşina olduğu bir ilçe haline geldik.
Azalan nüfus, göç eden insan sayısı gündemde olduğu müddetçe artık her evde kaç kişinin oturduğunu bilecek kadar azaldık.
Bu durumdaki bir memleketin beklentisi ancak ve ancak yeni iş sahalarının açılması buna mukabil nüfus sayısının artmasıdır.
Ancak bu konuda en ufak bir umut ışığının bulunmadığının da fark etmekteyiz.
Her nedense dışarıda bulunan Bolvadinliler yatırım anlamında Bolvadin´e pek sıcak bakmıyorlarsa da Bolvadinli olmayan yatırımcılarda ilçemize iş sahası düşünmeyerek bu topluma heyecan verecek bir gelişmeye imza atmıyorlar.
Peki kaderimize küsüp bir kenara çekilip oturmak mı gerekiyor, asla?
Birlikte mücadelenin fişeğini artık yakmak gerekiyor. Günlük kavgalardan ve polemiklerden kaçınarak bu memleket için neler yapabiliriz konusunda kavga vermemiz gerekiyor.
Genç nesili ilçede tutmak, yeni göç dalgalarının önüne geçmek açısından bilhassa sivil toplum örgütlerine büyük görev düşmektedir.
Belediyenin öncülüğünde yeni komisyonlar kurulmalı, araştırmalar ve raporlar düzenlenerek yeni projeler ortaya çıkarılmalıdır.
Bütün bunların sonucunu alabilmek içinde siyasette mutlaka söz sahibi olmamız gerekiyor.
Bakın yaklaşan bir seçim var. Bunu bir fırsat olarak kabul etmeli ve ortak aklın belirleyici bir stratejiyi seçimler için uygulamalıyız.
Hepimiz bir aday etrafında birleşelim demiyorum. Bu konu yanlış anlaşılmasın, her parti bir Bolvadinliyi seçilebilecek bir yere yerleştirmek için ellerinden geleni yapmalıdır.
Yoksa zaten herkes kendi partisine oy verecektir.
Bizim tek kurtuluş şansımız hem ekonomik hem siyasi anlamda yeni projelere ama sonuç alabilecek projelere sahip olmamızdır.
Bunu yapmıyorsak herkes kendi dükkanının önüne bir sandalye atıp, karşılıklı sohbete devam ederiz.
Sohbet konumuz ise zaten bellidir : Ne olacak bu Bolvadin´in hali?
Allah´a emanet olunuz.

