“Ben hayatımda hiç keşkeler yaşamadım" diyen insanların, yaşamlarında belki de yüzlerce keşkeler vardır.
Zaten “keşkesiz” yaşayan insanlar aslında hiç yaşamamıştır. O nedenle bunu iddia eden insanların sözü "kaba gürültü"dür. Mümkün değil ama öyle olduğunu farz etsek bile dümdüz, monoton, heyecansız bir hayat zaten hayat değildir.
Toplum hayatları da öyledir. Birçok kez “keşkeler” yaşamış toplumlar var oldukları müddetçe yaşamaya da devam edeceklerdir.
Mesela Bolvadin' de “ağır ceza isterükçüler” yerine “keşke” “efendim biz okul istiyoruz” zihniyetinde olanlar etkin olsaydı bugün daha farklı bir Bolvadin'de yaşıyor olabilirdik.
Mesela dönemin başbakanı ülkemize geldiğinde “kamış dürtmek” yerine “keşke” “kamışın üretim raporlarını ve kapasitemizi içeren bilimsel verileri” sunabilseydik ve bunun sonucunda da Seka'yı alabilseydik elbette bugün ekonomimiz çok daha ileride olurdu.
“Keşke” kasabaları birer birer koparılıp götürülen Bolvadin; “ne oluyoruz hemşerim” diyeceği yerde bunu yapana “kültür köme” oy verip ödüllendirmeseydi veya karşılığında mutlaka bir şeyler alabilseydi.
Daha yakın tarihte resmi daireler “el sallayarak” ilçemizden ayrılırken “iyi de biz göçüyoruz” diye sesimizi duyurabilseydik; en azından acımızı hafifletecek bazı gelişmeler yaşayabilirdik.
“Keşke” bakanlarımızdan, milletvekillerimizden çok daha fazla yararlanmanın yolunu bulup “esersiz gitmelerine” seyirci kalmasaydık.
“Keşke” üniversiteyi kazanan gencimizin başarısına sevinirken, onun bir daha ilçemize yerleşmek amacıyla gelmeyeceğini bilmenin acısını yaşamasaydık. Çünkü onun aradığı sosyal ve ekonomik şartları ilçemiz içerisinde sağlayamamıştık.
“Keşke” siyasilerimiz; seçildikleri günlerdeki mütevaziliklerini, hatırnazlıklarını seçildikten birkaç yıl sonra unutmamış olsalardı. Keşke “şu üç günlük dünyada iki-üç kişilik” birden yaşamasalardı.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi toplumlarında keşkeleri vardır. Ve o keşkeler maalesef binlerce hatta on binlerce insanın hayatını etkiler.
O nedenle toplumun yönetenlerin vebali herkesten çok daha fazladır. Altındaki minderin kalınlığından ziyade üzerindeki vebale önem veren yöneticilere ihtiyacımız var. Zaten önem vermeyenler tarihin derinliklerinde kaybolup gidiyorlar.
Belki iz bırakmıyorlar ama arkalarından çok kötü söz bırakıyorlar.
O nedenle yaşadığımız bu güzel toplumun hayrına olacak işlere imza atalım. Ya da bunu yapacaklara fırsat tanıyalım.
Maalesef bu şehrin gerçekten “keşkeleri” oldukça fazla. Göç sorununun, işsizlik sorununun ve ekonomik sorunların temelinde de “ıskalanmış fırsatlar” yani “keşkeler” yatmakta,
Umarız sizin de veya yaşadığınız toplumunda hayatında “keşkeler” çok az olur.
Allah'a emanet olunuz....

